Amatör Ruhlu Yöneticim Geçmiş Olsun.
30 Mart 2012 Cuma
21 Mart 2012 Çarşamba
Galatasaray 0-1 Sivasspor // Fatih Terim Böyle İstedi
Bir takım için topla oynamak iyi pas yapmak her zaman olumluya işaret değildir. İlk yarının ortalarında topla oynama oranında Galatasaray'ın %79'a %21 gibi ezici üstünlüğü bulunuyordu. Buna aldanarak Galatasaray'ın çok iyi oynadığını söyleyemeyiz. Hücum anlamında üretkenlikte sıkıntı çekildiği sürece isterseniz rakibe hiç top vermeyim yine de bir şey değişmez. Biz bu sahneyi Fenerbahçe maçında da izlemiştik. İkinci toplar dahil olmak üzer top devamlı Galatasaray'da kalmıştı fakat pozisyon itibariyle oldukça etkisiz bir oyun oynamıştı. İyi savunma yapan ekiplere karşı zaafımız olduğu gün gibi ortada. Oyunu açma konusunda büyü problemler yaşıyoruz. Belki Selçuk Melo ile birlikte oynamış olsaydı yukarıdaki yorumların hiç birini yazmayacaktım.
İlk yarıda Galatasaray oynamak ve rakibini oynatmamak için elinden geleni yaptı. Gol atmak için ise pek uğraş verdiğini söyleyemem. Özellikle Sivasspor'un sert oyunu ve savunmasının kalitesi Galatasaray'ı oldukça etkiledi.
İkinci yarıya Sivas daha istekli başladı ve Aydın'ın yerine oyuna dahil edilen Sabri'nin bulunduğu bölgeden golü atmayı başardı. Pozisyon içerisinde Sabri'yi görenler Fatih Terim'in kulaklarını epey çınlatmıştır. Maçın son dakikalarında ceza sahası içinde Sivasspor'lu oyuncu çok net koluyla topa müdahale ediyor. Kamil Habitoğlu kendinden emin bir şekilde bu pozisyonun oyun kuralları dahilinde olduğunu mimikleriyle hissettiriyor. Mutlaka o pozisyonu tekrar izlemiştir. Eminim ki bu gece rahat uyuyamayacak.
Futbolcu performanslarına kısaca göz atmakta fayda var. Riera oyunda kaldığı dakikalarda basit pas hataları yaptı. Arkadaşlarıyla uyumsuzluğu net belli oluyor. Sabri genelde oyuna yeni kan olarak alınır. Ne yazık ki son zamanlarda oyuna girer girmez onun bölgelerinden sıkça gol yemeye başladık. Artık eski Galatasaray yok. Bu sebeple eski Sabri kendini yenilemeli. Aksi taktirde yedek kulübesinde ev sahibi gibi oturur. Aydın; İlk yarıda içeriye yaptığı driplingler göz doldurdu. Bugün faydalıydı. Sakatlandığı için yerini Sabri'ye bıraktı. Baros Sivasspor kademesi arasında kayboldu. Zaman zaman orta sahaya yardıma gelse de etkin olduğunu söylemek zor olur. Necati belki de en kötü maçlarından birini çıkardı. Aldığı topların neredeyse tamamını kaybetti. Selçuk ve Engin elinden geleni yaptı. Oyuna sonradan dahil olan Emre Çolak olumlu paslarıyla göz doldurdu. Müdafaa anlamında çok boşluk vermemize rağmen savunmayı eleştirmek pek akılcı değil. Son olarak kaleci ufuk Muslera'nın olmadığı anlarda bana güvenebilirsiniz sinyali verdi bugün.
Sonuç itibariyle kaybettiğimiz bir maçın ardından bize düşen Sivasspor'u tebrik etmektir. Evlerinde aldıkları mağlubiyetin rövanşını almış oldular.
Bu mağlubiyete Fatih Terim kendince bir yorum getirmiş; "Nazar boncuğumuz olsun"
Oysa ki daha düne kadar iki kupamız olsun diyordu.
20 Mart 2012 Salı
Küfür var, Kan var, daha ne olsun?
Kamuoyunda bazı kesimler Fenerbahçe Spor Kulübüne verilen iki maçlık cezanın fazla olduğunu dile getiriyor. Az bile diyerek bu görüşe karşı çıkıyorum. Fatih Terim ve Hasan Şaş'ın alnını yaranlar kameralar incelenerek bulunmalı. Hakan Balta gol sevinci yaşarken, Selçuk korner kullanırken kendilerine atılan sopaları kimlerin attığı üzerinde neden durulmuyor? Böylesine kritik bir maçta neden sopalı bayrak dağıtılıyor?
Malum 33.hafta'da yaşanan olaylardan sonra Ali Sami Yen stadında olaylara karışanların adresleri bulunarak evlerinden tek tek alınmıştı. Hatta aralarında hala içeride olanlar var. Bunun üzerine Galatasaray taraftarı merhum Özhan Başkan'a küfürlü beste yazmıştı. O başkan her şeyi göze alarak sorumluları bulmaya çabalarken, Ali Koç efendi bir kaç kişi diyerek olayı geçiştirmeye çalışıyor. Gün gelir o bir kaç kişi Ali Bey'e farklı mekanda binlerce gözükebilir. Bizden hatırlatması.
Kıssadan hisse PFDK verdiği kararda haklıdır. Bu kararı eleştirmeye kimsenin hakkı yok. Küfür var, kan var, sopa var...
Bir zahmet bırakın da iki maç ceza verilsin. Unutmadan cezaya imzasını atan adam Fenerbahçe'nin kendi elleriyle yerleştirdiği biri. Üstelik kongre üyesi.
Derbi Öncesi Psikolojik Yorumlar ve Sonrası
Yeter artık konuşacak başka bir şey yok mu diyeceksiniz. Haklısınız ama derbinin oynanmasına 3 hafta kala hepimiz konuşmadık mı? Biraz daha konuşalım. Bu sefer sahadaki mücadeleyi değil psikolojik güdülerini ön planda tutan ve buna göre yorum yapan yazar takımını konuşacağız.
Hıncal Uluç ile başlayalım;
Hıncal Uluç hem Fenerbahçe'nin hem de Galatasaray'ın farklı kazanacağı ihtimali üzerinde durarak atılacak gol sayısını 6-7 şeklinde belirlemiş.Tahmin yazısında gözüme çarpan tek olumlu yer var. "Fenerbahçe savunmasını top çıkarırken bastırırsan onlar top çıkaramaz. Oyun o sahada kalır!"
Haşmet Babaoğlu;
Haşmet abiyi gönülden tebrik etmek lazım. Gevelemeden maçın 2-2 sona ereceğini söylemiş.
Ahmet Çakar;
Ahmet Çakar psikolojik geleneklerden yola çıkarak 10 yıllık süren bir geleneğin yine süreceğini ve maçı Fenerbahçe'nin 2-1 kazanacağını söylemiş.
Gürcan Bilgiç;
Hıncal Uluç ile başlayalım;
Hıncal Uluç hem Fenerbahçe'nin hem de Galatasaray'ın farklı kazanacağı ihtimali üzerinde durarak atılacak gol sayısını 6-7 şeklinde belirlemiş.Tahmin yazısında gözüme çarpan tek olumlu yer var. "Fenerbahçe savunmasını top çıkarırken bastırırsan onlar top çıkaramaz. Oyun o sahada kalır!"
Haşmet Babaoğlu;
Haşmet abiyi gönülden tebrik etmek lazım. Gevelemeden maçın 2-2 sona ereceğini söylemiş.
Ahmet Çakar;
Ahmet Çakar psikolojik geleneklerden yola çıkarak 10 yıllık süren bir geleneğin yine süreceğini ve maçı Fenerbahçe'nin 2-1 kazanacağını söylemiş.
Gürcan Bilgiç;
Fenerbahçe'nin 6-1 kazandığı Gençlerbirliği maçını hafızasında oynatırken tahmin yapmış olacak ki Galatasaray'a hiç şans tanımıyor. Çok iyi hatırlıyorum Galatasaray'ın iç sahada kazandığı maçta hakemi suçlayan tek yazar olma özelliğini taşıyordu kendileri.
Yorumlara bakıldığında genel itibariyle her zamanki gibi Fenerbahçe favori gösterilmiş. 10 yılı aşkın süreçte Galatasaray'ın Fenerbahçe'ye karşı deplasmanda maç kazanamaması ve bu süreçte aldığı 6-0 lık skor psikolojik olarak yazarları etki altında bırakmış. Bir kaç sene öncesine kadar derbiler üç ihtimallidir ne olacağı belli olmaz diyenler epey etkilenmiş. Hani haksız da değiller velhasıl futboldur bu garanti konuşmak anlamsızdır.
AHLAKLI TARAFTAR
Derbi berabere bitti fakat yöneticiler bitirmemekte ısrarlı. Önce Ünal Aysal saha olaylarıyla ilgili bir kaç şey söyledi. Hemen ardından Ali Koç kendi kanaatimce olayı büyüterek yakışıksız cevaplar verdi. Daha sonra Ali Dürüst katıldığı bir radyo programında kulüpler birliği toplantısında Ali Koç'un iki saat boyunca buna benzer açıklamalar yaptığını bu sebeple ona cevap vermeyeceklerini söyledi. Bu tartışmaya taraftarlar balıklama atladı. Herkes geçmişe dönüp arşivcilik oyunu oynayarak bir birine cevap verme yarışına girişti. Galatasaray'lısı Işıl'a ana avrat küfür etmiştiniz der, Fenerlisi Volkan'a rakı şişesi atmıştınız der, böyle uzar gider. Boşuna tartışmayalım arkadaşlar kimse masum değil. Ali Koç bir kaç kişi demiş ama o da biliyor binlercesi olduğunu. Yönetici vasfındaki kişiler taraftara ahlak dersi vermek yerine kendileri ahlak dersi almalı. Siz sevdikçe bir birinizi farklı renklere gönül verenlerde sever bir birini.
Not: Gökmen Özdanak'ın resmi ne alaka demiş olabilirsiniz zira kimse güldürmüyor beni onun kadar. Jest yaptım kendisine.
18 Mart 2012 Pazar
Metin Oktay Klasik Parçalı Forma
Her Galatasaray'lının arşivinde bulunması gereken bir ürün. 32,90 liraya satışta. Üstelik tüm bedenler mevcut.
Satın almak için tıklayın
Develi Restaurant ve Pankart Krizi
Toplam 7 restaurantı var. Tamamı İstanbul'da. Özellikle derbi maçlarında taraftarın tıka basa doldurduğu seçili mekanlardan bir tanesi. Bu mekanlardan bir tanesinde dün gece istenmeyen bir pankart vardı. Adaba, edebe, ahlaka sığdıramadığımız bu pankartın kimler tarafından ne amaçla asıldığı sorgulanmalı ve gerekli işlemler yapılmalı. Bir nevi provokasyon niteliği taşıyan bu hareket mekan sahiplerine oldukça sıkıntı açar ileride. Dip not olarak belirtmekte fayda var. Develi restaurant konuyla ilgili açıklamada bulundu;
Dün gece açılan pankartla işletmemizin hiçbir ilgisi yoktur. İşletmemizin bilgisi dışında olup tarafımızdan kaldırılmıştır.
Fenerbahçe 2-2 Galatasaray // Bazen Kader Dersiniz
Yok arkadaş dedim kendi kendime. Ne yaparsak yapalım olmuyor. Yoktan var edilen iki gol ve henüz 15 dakika geçmiş. Bir takım için daha kötüsü olabilir mi?
Tam o dakikalarda Fenerbahçe tribünlerinden klasik tezahüratlar yükseliyor "şike şike", Fenerle kimse başa çıkamaz" vs vs...
Sahadaki futbolcular için bir önemi yoktu bu tezahüratların. 25.dakikadan sonra sahada cesaretli ve "bu maç böyle bitmeyecek" dedirten bir Galatasaray vardı. Tribünler üzerinde göz gezdirdim bir ara. Maç 2-0 ve tedirginlik, kaygı gün gibi ortada.
Belki de insanlık tarihinde aynı anda tırnak yeme rekoru kırılmış olabilir.
Galatasaraylı ise ekranları başında en azından takımının ilk yarıda bir gol atacağına yürekten inanıyordu. Nitekim haksız çıkmadık ve tam istenilen dakikada Elmander ile ile ilk golümüzü bulduk. Yenilen ilk golün şaşkınlığı sadece tribünlerde değil sahada da hissediliyordu. Devre 2-1 lik skorla tamamlanmasına rağmen Fenerbahçeli futbolcuların yüz ifadesi pekte olumlu gözükmüyordu.
Devre arasında Fatih Terim'in soyunma odasında futbolculara hitaben söyledikleri maç sonunda herkes tarafından merak konusuydu. Az çok tahmin edebiliyoruz. "Maç öncesi sizi 20 bine yakın kişi uğurladı dese " başka bir şey söylemesine gerek kalmazdı.
İkinci yarı başlamadan önce küstahça bir şeye şahit olduk. Fenerbahçe stadında Nuri Alço ile özdeşleşen "Gazoz Müziği" çalıyordu. Saygı ev ahlak çerçevesinde kabul edilemez bir durum. Aslında bu klasik Fenerbahçe duruşu. Maç sonrasında da aynı müziği çalmalarını gönülden isterdik.
İkinci yarı kaldığı yerden devam etti. Galatasaray bastırıyor, Fenerbahçe sahasında hapsedilmiş bir şekilde bekliyor. Buna rağmen istenilen gol gelmiyor. Dakikalar geçtikçe Kadıköy'de sessizlik iki katına çıkıyor ve kendinizi camiide gibi hissediyorsunuz. Oyuncu değişikliklerini anons eden malum adam olmasa neredeyse kimseden ses çıkmayacak. Tüm stat olası Galatasaray golünü bekliyor. Ekranları başında bizler acaba hangi dakikada atarız diye tahminler yürütüyoruz. Gol geciktikçe "bu maç böyle biterse adaletli bir sonuç olmaz" diyorum kendi kendime. Çok geçmeden 83.dakikada riske girmeyen, klasik oyunu tercih eden yapısıyla form yakalayan Hakan Balta golü atıyor. Golden sonra haklı sevincine çomak sokmak isteyenler olsa da o lig tv kamerasına yakışıklı bir poz veriyor. Hani kader diyoruz ya yine sahneye çıkıyor. Son dakikada Milan Baros'un vuruşu direkten dönüyor ve golü bulsak santrası yapılmayacak bir maçı berabere tamamlıyoruz.
GALTASARAY
İlk 25 dakika dahil tüm oyuncular canla başla mücadele etti. Özellikle dahil diyorum çünkü yenilen gollerde takımın bir hatası yoktu. Defansif anlamda takım başarılıydı. Orta sahanın tam anlamıyla etkinliği 30.dakikadan sonra kendini gösterdi. Daha çok pas yapan ve isteyen bir takım devreye girdi. İkinci yarıda Emre Çolak değişiminin yanlış olduğunu fakat Fatih Terim'in strateji değişikliği nedeniyle Emre'yi çıkardığını sonradan anladık. Emre'nin oyundan çıkarken bir şeyler söylemesi ve maç sonunda Fatih Terim'in Emre'ye sahip çıkması büyük anlam taşıyordu. Fatih Terim kendisinden feda ederek genç oyuncuları kazanma peşinde. Aydın'ın oyuna girmesi zaten bunu gösteriyor.
FENERBAHÇE
Maça çok hızlı başladılar. Erken dakikalarda organize olmayan pozisyonlarda iki gol bulmaları takımı rehavete soktu. 2-0 lık skordan sonra ne Alex ne de Stoch oyunda kaldığı dakikalarda bir etkinlik göstermedi. Kanatlarda da Gökhan Gönül'ün formsuzluğu devam ederken, Zigler'in ekstra katkısı dikkatimi çekti. Savunma anlamında korkunç bir bozukluk vardı. Fenerbahçe kendisini organize savunamadığı için tüm dönen toplar tekrar Galatasaray'da kaldı.
TEKNİK DİREKTÖRLER
Aykut Hoca kesinlikle iyi bir maç çıkarmadı. Yapılan oyuncu değişikleri Galatasaray'ın değişiklikleriyle alakalı olmalıydı. Tam tersi oldu. Fatih Terim ise taktiğini konuşturdu.
HAKEM
Emre Belözoğlu'na maç içinde kırmızı kart göstermeliydi.
Elmander'in kaşının açıldığı pozisyonda oyunu devam ettirmesi ilginçti.
Gökhan Gönül ceza sahası içine girerken Baros topa ayak koydu. Kesinlikle faul olmamasına rağmen faulu verdi ve akabinde neredeyse Fenerbahçe 3.golü buluyordu.
Maçın kontrolünü kaybetmiş olsaydı Elmander'i atabilirdi.
Melo'ya bir sarı kart göstermeliydi.
TRİBÜN OLAYLARI
Fenerbahçe muhtemelen saha kapama ve para cezası alacak. Olası saha kapama cezasının Türkiye Kupasına denk gelmesi onlar için şans. Fenerbahçe'nin neden sahası kapanmalı;
*Maç içinde sahaya dağıtılan bayrakların sopaları, pet şişeler ve bozuk paralar atıldı. Üstelik hiç bir Galatasaraylı oyuncunun tahrik unsuru oluşturmamasına rağmen.
*Hasan Şaş'ın ve Fatih Terim'in başına isabet eden cisimler.
*Hakan Balta'nın gol sevinci sırasında başına isabet eden sopa.
*Fenerbahçe takımı attığı golden sonra yedek kulübesindeki oyuncuların ve personelin sahaya girmesi. Üstelik bu ihlal iki kez yapıldı.
*Maç boyunca küfürlü tezahüratların olması.
KOREOGRAFİ
Galatasaray taraftar grubu ultrAslan'ın koreografi anlamında çığır açması Fenerbahçe taraftarını harekete geçirmişti. Herkes muhteşem bir koreografi beklerken sıradan ve basit bir koreografiye şahit olduk. Sanırım aldığımız haberlere göre organizasyon sıkıntısı nedeniyle koreografi iptal edilmiş. Resimler için koreografi.blogspot.com'a teşekkür ederiz.
Yapılan koreografi;
İptal edilen koreografi;
Kınalı Kuzular Kalbimizde
Yirmi üç baharı kavuran ateş
Güllerin kalbini dağlasa çok mu?
Bir damla şebneme susadı güneş
Sümbüller sararsa hakları yok mu?
İdris Sabih
17 Mart 2012 Cumartesi
Dün Gece Neler Oldu? "Samandıra Baskını"
Saat 01:00 sularında Fenerbahçe taraftar gruplarından KFY Florya'yı bastıklarını twitter aracılığıyla duyurdu. Fenerbahçeliler haricinde pek inanan olmadığı için Truva şakasına karşılık olarak yapıldığını itiraf ettiler. Daha sonra kendi aralarında buna hakikaten inandılar.
Florya'yı bastıklarını kanıtlayamayan ve bunu itiraf eden KFY kontra yapmak isterken ikinci darbeyi yedi. Gece 02:30 sularında bir grup Galatasaray'lı Samandıra'ya çıkarma yaptı. Üstelik Galatasaray taraftarı bununla yetinmeyerek Kadıköy'e pankartlar astı ve meşhur boğayı sarı kırmızıya boyadı.
Twitterda #floryabaskiniyalansamandirayibastikinan trendi ile ayrıntıları takip edebilirsiniz.
Digitürk mü satamıyor? Onlar mı yayınlamıyor?
Bugün Fenerbahçe-Galatasaray maçını biz bize izleyeceğiz. Hani medyada maçımızı bir tek ülke bile göstermiyor diyerek işkembeden sallayan spor editörleri sözüm size bunun sorumlusunun lig tv olduğunu biliyor muydunuz? Bir araştırın bakalım ispanyol C+ ve Al Jazeera teklifte bulunmuş mu?
Çok değil henüz iki sene önce Romanya kanalı bile derbiyi yayınlıyordu.
Ligin ilk devresinde oynanan maçı da hiç bir kanal göstermemişti. Bunun sorumlusu Digitürk bir açıklama yaparak "dışarıya maç pazarlamakta zorlanıyoruz" demişti.
1959'dan bugüne Derbi Manşetleri
Sporx güzel bir çalışma yapmış;
Maç Tarihi: 10.06.1959
Maç Tarihi: 14.06.1959
Maç Tarihi: 18.12.1960
Devamı için aşağıdaki linki tıklayın.
16 Mart 2012 Cuma
İnandık Biz Sizlere!
İnandık Biz Sizlere
Cimbom Yüzümüzü Güldür Bu Sene
Şampiyonluk Şarkısı
Düşmesin Dillerden Tribünlerde
Haykırıyoruz Yine;
Tek Bir Dileğimiz var Cimbomum
ŞAMPİYON OL!..
15 Mart 2012 Perşembe
Endüstriyel Kulüp
Fenerbahçe Spor Kulübü kombine kartlı 34 bin taraftar düşüldükten sonra kalan biletlerin nereye verildiğini açıklamış. Ne kadar endüstriyel kulüp olduğunu ıspatlarcasına. Taraftarından tutun, başkanına kadar hepsi endüstriyel futbola destek oluyor. Sadece Genç Fenerbahçelileri ayrı tutuyorum. Onlar yenilmeme mücadelesi veriyor ama aşağıdaki listeyi görünce onlarında yenildiğini düşünüyorum. Aynı düzen diğer büyük kulüplerde de var. Fakat onlar Fenerbahçe taraftarı gibi teslim olmuş değil. Belki de başarıya giden yol endüstriyel olmaktan geçiyor. Biz mutlu olamadıktan sonra sokayım başarısına..
Kombine kart rakamı düşüldükten sonra geriye kalan biletler;Ota, boka diye devam eder...
- Kongre üyelerimiz ve taraftar kart sahibi taraftarlarımıza
- Taraftar derneklerimiz aracılığı ile taraftar kart sahibi taraftarlarımıza
- TFF kuralları gereği kadın taraftarlara
- Anlaşmaları gereği kulübümüz sponsorlarına
- Fenercell abonelerine
- Fenerium mağazası bilet kampanyasına
- Kulübümüz sporcuları ve ailelerine
- Delegasyona
- Protokole
Haberin uzantısı burada. Altındaki reklam ise beni bir kez daha haklı çıkarıyor.
Para, para, taraftar kimin umurunda?
14 Mart 2012 Çarşamba
Türk Futbol Tarihi Truva Görsün
Kimse bir şey görmeyecek arkadaşlar. Galatasaraylı sessiz sakin maçını Fenerbahçe tribünlerinde izleyecek. Tıpkı Fenerbahçelinin Arena'da izlediği gibi.
Duydum ki biletler karaborsaya düşmüş. Fenerbahçe Spor Kulübü kendince bir açıklama yapıyor.
Açıklama yapılmasına gerek yok. Sadece eşe dosta dağıttığınız biletleri taraftara sunun. En iyi karaborsacı kulüplerdir.
Oradaki musluk kesilmedikçe sorun çözülmez.
Oradaki musluk kesilmedikçe sorun çözülmez.
12 Mart 2012 Pazartesi
Fenerbahçe 72-76 Galatasaray Mp. // Şampiyon
İlk önce kızlarımızı tebrik ederek yazıya başlayalım.
Maç öncesinde basketbol tutkunu bir çok arkadaşımız koç Ceyhun Yıldızoğlu'nun büyük maçları kaldıramadığını ve takımı iyi adapte edemediğinden söz etmişti. Pekte haksız değiller fakat şöyle bir gerçek var takımımızda. Yerli oyuncularımız neredeyse sıfıra yakın katkı yapıp maçı tamamlıyor. Bir koç için en büyük sorun budur. Sevimli Işıl mücadelesi ile göz doldururken isteneni vermediğinden umarım haberdardır. Maç sonlarında futbol takımında Sabri'nin yaptığı içi bayan basket takımımızda Işıl yapıyor. Bana kalırsa oyun anlamında Sabri'den pek bir farkı yok. Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama Işıl'ın süre almadığı dakikalarda Galatasaray daha dirençli bir oyun sergiledi. Klasik bir yorum ama ne yazık ki gerçek bu. Altı kez kullandığı atışların hiç biri girmedi. Bu anlamda takımın en kötüsü. Bu maç için konuşuyorum yanılmıyorsam bir top çaldı ve dört asit yaptı . Kızcağıza fazla yüklendik farkındayım ama toparlanması lazım. Fenerbahçeli Birsel'in takımına yaptığı katkıyı Galatasaray'lı Işıl'da yapmalıdır. Beklentim yüksek, haliyle eleştiri de öyle.
Yerli sorunumuz gün geçtikçe bizi sıkıntıya sokuyor. Örneğin Yasemin Saylar, Ayşe Cora, Sariye Kumral süre almadan maçı tamamladı. Maç içinde tek olumlu katkıları rakip serbest atış kullanırken bağırmalarıydı. İddia ediyorum etkin bir iki yerli oyuncu ile bu takıma ne Türkiye'de ne de Avrupa'da kimse yan bakamaz.
Gelelim maçın seyrine;
İlk periyotta Fenerbahçe maça istekli başladı. İstediği sayıları buldu. Galatasaray'ın yabancıları ise henüz oyuna adapte olamamıştı. Aslında pekte zorlayan bir Fenerbahçe yoktu Galatasaray'ın karşısında. Beşiktaşlı kardeşimle maçı izlerken "bunlar sizi dağıtacak" demişti bana. Haksız da sayılmazdı. İlk periyotu Fenerbahçe 26-12 önde bitirdi. Kardeşimle birlikte diğer rakip taraftarların unuttuğu bir şey vardı. Bu takımda Taurasi, Prince, Charles, Fowles gibi dünya yıldızları oynuyor. İlk periyotta henüz hiç biri tam anlamıyla devreye girememişti. Bunun verdiği öz güvenle farkın kapanacağını tahmin etmiştim. Nitekim yanılmadım. İkinci periyot Galatasaray müthiş bir dönüş yaparak 12-32 periyot skoru olmak üzere devreyi 38-44 önde kapadı.
İkinci periyot ilk periyotun tekrarı gibiydi. Fenerbahçe sayıları buluyor Galatasaray ise inanılmaz bir şekilde hücumlardan boş dönüyor. Üstelik ne alan savunması, ne de başka bir şey var. Bu noktada Ceyhun Yıldızoğlu inanılmaz hata yaptı. Fenerbahçe farkı kapatıyor ve 9 sayı öne geçiyor. Ceyhun Yıldızoğlu neyi bekledi bilmiyorum ama molayı fark 9 iken aldı. Haklı olarak taraftar isyanlarda. Twitter'ın trend listesinde bile Ceyhun Yıldızoğlu'nun ismi varken taraftar nasıl haksız olabilir ki? Üstelik 3.periyotta takımımız ilk sayısını periyotun bitimine 3 dakika kala buldu. Bu noktadan sonra maçın çevrilemeyeceğini düşündüm.
Son periyotta takım alan savunmasını başarıyla uyguladı. Fenerbahçe karşılık vermekte zorlandı. Ribaund konusunda Fowles ve Charles düdüğü hiç kaptırmadı. Özellikle son periyotta Fowles neredeyse girdiği tüm ribaundları alarak maçın kazanılmasına çok önemli katkı yaptı. Taurasi ve Fowles son periyotta maçı koparan isimlerdi. Özellikle maçın son anlarında Taurasi'nin Pondexter üzerinden bulduğu sayı mesaj niteliğindeydi.
Çok fazla sevinmiyoruz aslına bakarsanız. Çünkü beklentimiz çok yüksek. Fenerbahçe bu yüksekliğin aşağısında kalıyor. Kızlarımızı tebrik eder, darısı Avrupa kupasına diyoruz.
SALON: Antakya Spor Salonu
HAKEMLER: Halil Baldemir, Fatih Arslanoğlu, Ayşe Nur Yazıcıoğlu
FENERBAHÇE (72): Birsel Vardarlı 6 (3 ribaund- 3 asist), Esmeral Tunçluer (1 ribaund- 1 asist), Nevriye Yılmaz 8 (5 ribaund- 3 asist), Penny Taylor 11 (1 ribaund- 3 asist), Ivana Matovic 15 (9 ribaund- 1 asist), Nevin Nevlin 2 (1 ribaund- 1 asist), Cappie Pondexter 10 (1 ribaund- 2 asist), Angel McCoughtry 20 (4 ribaund- 3 asist)
GALATASARAY MEDİCAL PARK (76): Epiphany Prince 17 (3 ribaund), Bahar Çağlar (1 ribaund- 2 asist), Işıl Alben (3 ribaund- 4 asist), Diana Taurasi 18 (4 ribaund- 2 asist), Şaziye İvegin 6 (4 ribaund- 2 asist), Melisa Can, Tina Charles 10 (11 ribaund), Sylvia Fowles 25 (16 ribaund- 1 asist)
1.PERİYOT: 26-14
2.PERİYOT: 12-32
3.PERİYOT: 21- 7
4.PERİYOT:13-25
10 Mart 2012 Cumartesi
Futbol Kitapları 2 "Kesin Ofsayt"
Futbol kitapları arasında en iyilerden biri. Bunu okumak için futbolla ilgili olmanıza da pek gerek yok. Zaten ilgili değilseniz okuduktan sonra ilgisizliğiniz artacaktır.
Futbol yorumculuğu, nicedir, en gözde halk felsefesi tahtında oturuyor. Milyonlar televizyondaki “futbol geyiklerinin” esiri.
Futbol medyasının klişelerle, dargörüşlülükle, basbayağı palavrayla yüklü budalalaştırıcı söyleminin, bu ülkedeki kollektif mantık ve muhakeme yetmezliğinin, “zihniyet bozukluklarımızın”, kocaman bir aynası olduğunu... sadece o kadar da değil, bizzat güçlü bir kaynağı olduğunu söylemek abartma sayılır mı?
Elinizdeki küçük kitap, bu dev lunapark aynasına, futbol medyasına bakıyor. Daha doğrusu, futbol medyası üzerinden futbol âlemine bakıyor. Futbolu anlamlandırma ve sevme biçimlerinin nasıl deforme olduğunu, tek boyutlulaştığını, çirkinleştiğini gösteriyor. İnsanın içindeki çocuğu –daha ziyade oğlan çocuğu!– hep yaşar kılan eşsiz bir oyun, zevki paylaşıldıkça çıkan engin bir tutku olan futbolun, endüstri haline geldikçe nasıl kirlendiğini bir defa daha hatırlatıyor, aslında. Türkçe edebiyatta ironinin hakkını veren nadir isimlerden birinin, Ümit Kıvanç’ın, yazarlığının bir başka cephesi olan eleştirel siyasi denemeleriyle de birlikte düşünülebilecek bir “hâl-i pür melâlimiz” tasviriyle karşı karşıyayız.
Ama dikkat: Ofsayta düşmeyin! Bu bir “futbol reddiyesi”, futbola uzaktan, dışardan bir bakış değil! Hâlâ “amatörce” top tepen ve bizzat pazar-gecesi-futbol-programları kurbanı olan biri tarafından, futbol sevgisiyle, futbolun içinden yazılmış bir risale.
Kaynak: http://www.iletisim.com.tr
9 Mart 2012 Cuma
Galatasaray Store Ürünleri Limango'da
7 Mart 2012 Çarşamba
Futbol Kitapları 1 "Futbol ve Kültürü"
Futbol üzerine yazılmış kitapları kim okumalı diye sorarım hep kendime. Ben okumuyorum, tribündeki Ahmet abi okumuyor, elit kesim hiç okumuyor. Ben tanıtımını yapayım isteyen okusun diyorum ve Tanıl Bora, Wolgang Reiter, Roman Horak imzalı Futbol ve Kültürü adlı kitap ile start veriyorum;
Futbol evrenini bir popüler kültür olgusu olarak ele alıp anlamayı, anlamlandırmayı amaçlayan yazılardan oluşan bir derleme. Yabancı yazarlarla birlikte futbolla açık-gizli aşklar yaşayan Türkiyeli yazarlar da işe karıştı: Ragıp Duran, Adnan Bostancıoğlu, Can Kozanoğlu, Orhan Koçak, Ümit Kıvanç, Yaşar Aksoy, Tanıl Bora, Necmi Erdoğan, Zeki Coşkun, Korkmaz Alemdar da var “takımda”.
6 Mart 2012 Salı
Bir Fenerbahçe Klasiği "Saldırmak"
Bir Fenerbahçe klasiği...
Adettendir Galatasaray'a saldırmak. Metriste olsanız bile adettendir. Aslında Galatasaray büyütür onları. Aziz Yıldırım neden camiada çok seviliyor? Neden istifa etmesine rağmen istifasından vazgeçti?
Çünkü hep Galatasaray'a saldırdı. Galatasaray büyüttü onu Fenerbahçelilerin gözünde.
Nihat Özdemir!..
Camia içinden bu adam bizi satıyor sesleri yükselirken birden Galatasaray'a dokundurdu.
Pat o da en sevilenler listesinde.
Bu listede kimler yok ki?
Bakın kasıtlı kart gördüğü iddia edilen Serdar Kesimal ne diyor?
- "Korkunun ecele faydası yok. Derbi maçında tam kadroyuz"
Galatasaray Basketbol takımının Avrupa'da Çeyrek finalde elenmesini kendi takımının durumuyla kıyaslayan Fenerbahçeli yönetici Semih Özsoy ne demiş?
- "Bazıları için Avrupa'da çeyrek final kapısından dönmek başarı olsa da bizim için öyle değil."
Fenerbahçe Gençlerbirliğini 6-1 mağlup ediyor ve sonrasında Fenerbahçenin as başkanı Murat Özaydanlı twitter hesabından bakın neler yazıyor;
- "Herkese teşekkürler, bu skor acaba hazırlık mı birilerine"
Fenerbahçe'de parayı ve akabinde huzuru bulan Caner Erkin hiç eksik olur mu? Bakın o ne demiş;
- "Fenerbahçe, hiçbir zaman Galatasaray'ın arkasında olacak bir takım değil. "
Para babaları konuşmaya devam ediyor. Sırada Abdullah Kiğılı var;
"Galatasaray her oynadığı maçtan önce rakiplerine transfer teklifi yapıyor. Manisa'da Yiğit Gökoağlan'ın, Kayseri'de Amrabat, Antalya'da Necati. Bu nasıl iş"
Onuruyla parasını yer değiştiren bir yönetici daha. TFF genel kurulunda bakın neler diyor?
-"Galatasaraylı yöneticilerle selamlaşırken "Adaletin bekçileri hoş geldiniz"
Asbaşkan bolluğu yaşandığı Fenerbahçe'de Galatasaray'a saldırmadan yöneticilik yapılmayacağı öğretilmiş. Sırada Cihan Kamer var;
-"Kayserispor'la maçınız var, Nordin Amrabat'ı istiyorsunuz, Manisaspor maçından önce Yiğit Gökoğlan'a talip oluyorsunuz, MP Antalyaspor maçından önce Necati Ateş'le adınız anılıyor. İstanbul Büyükşehir Belediyespor'dan Doka ve Sivasspor'dan Kamil Grosicki'yle ilgili benzer olaylar oldu. Bunların hepsi mi tesadüf?" "Ünal Aysal madem çok etik bir başkan, neden çıkıp [2005-06 sezonundaki] Denizlispor-Fenerbahçe maçının incelenmesini neden istemiyor? Madem futbol temizlenecek, sadece Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe üzerinden temizlenmesin. Kimsenin 'ben bu işte yokum' deme hakkı yok. Adnan Öztürk'ün bu yöndeki açıklamaları yanlış."
Futbolun ve futbolcunun ahlaki yönlerini arayıpta bulamadığım isimlerden bir tanesi. Onun adı Emre Belözoğlu;
"Kazanmak istiyorduk çünkü bizim Galatasaray'dan 4 puan geride olacak bir takım olduğumuzu düşünmüyorum. Ama bu farkı kapatabilecek güçteyiz. İnşallah ligin sonuna dek rakiplerimizle de farkı açarız."
Bu işin bir de taraftar ayağı var. Ondan bahsetmeyeceğim bile. Twitter diyelim siz anlayın.
Kısacası Fenerbahçe'de göze girmek için Galatasaray'a saldırmak vatani görev gibi bir şey. Ben sadece bir kaç örnek verdim. Sırf Aziz Yıldırım'ın sataşmalarını yazsak ansiklopedi olur.
Kıssadan hisse;
"Büyüklüğümüzle ve Galatasaray duruşuyla gurur duyabilirsiniz."
3 Mart 2012 Cumartesi
Galatasaray Dergisi Bayilerde
Galatasaray Dergisinin 110.sayısı bayilerde yerini aldı. Abone olanların dergileri postaya verildi. Derginin 110.sayısının yanında iki adet poster armağan ediliyor. Galatasaray - Beşiktaş maçında Fatih Terim'e özel yapılan koreografinin ve Basketbol tribünlerinde oluşan atmosferin posteri kesinlikle kaçırılmamalı. Dergiden ziyade posterler için 110.sayıya rağbet oldukça fazla. Galatasaray Dergisine abone olmayı düşünenlere bir tavsiyem var. Çok düşünmeyin yıllık sadece 72 liraya üstelik kredi kartıyla taksit imkanı mevcut. Galatasaray için değer. Online abone olmak için tıklayın
Adnan Polat İddianamesi
''Sayın başkan benim, İliç'in transferinden dolayı usulsüz olarak 75 bin dolar aldığıma dair lafları sağda solda söylüyormuşsunuz, bunlar benim kulağıma yoğun bir şekilde gelmeye başladı. İliç'in transferinde hangi paranın nereye verildiği hepsi kayıt altındadır. Her şey Galatasaray'ın menfaatleri adına yapılmıştır.Umarım 2006 yılı Mayıs ayında sizin şoförünüzün kulüpten aldığı 1 milyon 500 bin dolar para da, kulübün menfaatleri doğrultusunda kullanılmıştır. Söz konusu makbuz kopyaları da bende mevcuttur. Hoşçakalın, Bülent Tulun''
Her şey yukarıdaki mektupla başladı. O dönemler Özhan Canaydın'ın arkasında iki isim vardı. Biri Bülent Tulun, diğeri Adnan Polat. Adnan Bülent'e İliç transferinde kar ettin diyor. Bülent bey hemen cevap veriyor; "Sende Mayıs ayında kulüpten 1,5 milyon dolar çıkardın" Bülent bey İliç transferiyle ilgili tüm makbuzların kendisinde olduğunu söylüyor. Adnan Polat ise 1,5 milyon dolar konusunda savcıyı ikna edemedi ve iddianame kabul edildi. Bir kaç gün öncesinde ise en önemli açıklama Galatasaray Spor Kulübünden geldi.
"Genel Kurulumuzca ibra edilmiş olan söz konusu döneme ilişkin, gerek Kulüp Denetim Kurulu gerek mali denetim kurulları ve gerekse İçişleri Bakanlığı Dernekler Denetçiliği tarafından yapılan incelemeler sonucunda düzenlenen raporlarda bahis konusu hususa yönelik hiçbir usulsüzlük tespit edilmemiştir. Başkanımıza bugüne kadar vermiş olduğu hizmetler dolayısıyla Kulübümüz adına teşekkürü bir borç biliriz."
Galatasaray Spor Kulübü o dönemle ilgili her hangi bir açıklarının olmadığını ve o dönemlerin denetlendiğini söylemekte. Muhtemelen kulübün defterleri kanıt olarak kullanılacak. Akabinde hakim Bülent Bey'den mektupta yazdığı satırları ispatlamasını isteyecek. Büyük ihtimal sözlü beyan dışında her hangi bir durum söz konusu olmayacak. Daha sonra durumun netleşmesi açısından Denizlispor kulübü eski yöneticileri olaya müdahil olabilir. 1,5 milyon doların Denizlispor - Fenerbahçe maçı için kullanılmadığı, Adnan Polat'ın kendi menfaatleri için kullandığı şüphesi üzerinde duruluyor. Bu dosyanın şike dosyasından ayrılma sebebi de budur. Medya ise aksi haberler yapıyor. Üstelik henüz hiç biri iddianamenin tam metnine ulaşamamışken..
Kaydol:
Kayıtlar
(
Atom
)






































.jpg)

.jpg)




